Kategoriler
KÖŞE YAZILARI

MUHAFAZAKÂR MİLLİYETÇİLER AKP’YE, DEMOKRAT MİLLİYETÇİLER CHP’YE!..

Beyaz ırktan olmayanları topluma eşit bireyler olarak kazandırmaya yönelik Amerikan Anayasa Mahkemesi’nin 1954 yılındaki kararına kadar, beyazlar belediye otobüslerine ön kapıdan zenciler ise arka kapıdan binermiş.

Karardan sonra zenciler bu durumu değiştirmek ister, onlarda otobüse ön kapıdan binmek için sıraya girerler.

Ancak alışkanlıkları birden değiştirmek kolay değildir, beyazlar bu durumu kabul etmemekte direnirler.

Sonunda tartışma tam kavgaya dönüşecekken, otobüsün içinden yolculara bilet kesmekle görevli olan Temel bağırır:

“Durun! Ne yapayisunuz?”

Kalabalıktan beyazlar: “Biz zencilerle aynı kapıdan binmeyiz,” derler.

Aynı şekilde zenciler de: “Artık biz eşit vatandaşız, biz de beyazlar gibi ön kapıdan bineceğiz,” diye diretirler.

Temel bakar iş kötü, bütün gücüyle bağırır: “Durun ulan! Ne siyahi ne beyazı. Hepunuz yeşilsunuz…”

Birbirine girmek üzere olan kalabalık bir süre susar. Bir müddet birbirlerine, biraz da Temel’e baktıktan sonra içlerinden biri sorar: “İyi, tamam da, otobüse nasıl bineceğiz?”

Temel gözlerini kısıp kalabalığın üzerinde gezdirdikten sonra cevap verir: “Açuk yeşiller ön kapıdan, koyu yeşiller arka kapıdan…

Türk Milliyetçiliğinin siyasal organizasyonu olarak bildiğimiz siyasi partimizin son zamanlardaki tavrı bana hep bu fıkrayı hatırlatıyor.

15 Temmuz kalkışmasından sonra, Türk devletinin kılcal damarlarına kadar sızan emperyalist ülkelerin istihbarat örgütleri, ülkemizde besledikleri yapılarla işbirliği içinde, devletimizin yönetimini ele geçirmeye kalkınca; her Türk Milliyetçisinden beklenen tavrı göstererek, başta genel başkanları Devlet Bahçeli olmak üzere bütün MHP yönetiminin, tarafını devletin bekasından yana koyarak, mevcut yönetimi desteklemelerini anladık. Taktir ettik.

Kargaşa ortamında kesin, çabuk ve net kararlar alınıp hemen uygulanabilmesi için, asla tasvip etmediğimiz, Sayın Bahçeli’nin de asla tasvip etmediğine inandığımız, yasama, yürütme ve yargıyı bir tek kişinin yetkisine ve keyfine bırakan “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni de; ülkenin içinde bulunduğu durumdan düzlüğe çıkana kadar zorunlu görüldüğü de anlayabildik. İlerde düzeltilir, bu şekliyle kalamaz beklentisiyle ve ihtiyatlı olarak kabul ettik.

Devletin derinliklerini(!) çok bilmediğimiz için vardır bir bildikleri deyip izledik.

Hatta PKK’ya karşı yürütülen mücadele, Suriye’den mülteci akınını önlemek için Suriye içlerinde güvenliği sağlama gibi devletin bekası konusunda, olmasını istediğimiz bazı devlet politikalarının hayata geçirilmesini de destekledik. MHP’nin verdiği desteği de taktir ettik.

İçimizde bu desteğin daha ileri boyutlara ulaştırılmasını, bir koalisyon hükümeti kurulmasını isteyenler bile oldu. Hükümette bazı bakanlıklara, olmazsa bazı bakanlıkların müsteşarlıklarına, o da olmazsa bazı bakanlıklarda birim müdürlüklerine atamalar gibi.

Bütün bunlara Sayın Devlet Bahçeli geçit vermedi. Hükümete karşılıksız destek verdiklerini, bir menfaat beklentisi içinde olmadıklarını söyledi. Bazılarının değil ama bizim hoşumuza bile gitti bu tavrı.

Tabi bizim gibi düşünmeyenler de vardı. “Bir destek varsa karşılığı da olmalı” diye düşünenler yani. Bu arada bazı MHP’li tanıdıklarımızın bu destekten kaynaklı, bireysel ve örgütsel olarak bazı çıkarlar elde ettiklerini de duyduk. Daha sonraları bu işbirliği siyasal olarak da sağlanarak mahalli seçimlere ortak girildi. AKP ve MHP arasında Cumhur İttifakı kuruldu. Bütün bunların hepsini anladık, anlayabildik.

Anlayamadığımız, bugün gelinen noktada, MHP’lilerin AKP’den daha AKP’li olduğu şeklindeki tavırları. Öyle ki İttifak’ın Milliyetçilere zarar verdiğini dillendiren kim varsa makamına ve mevkiine bakılmaksızın partiden ihraç edilir oldu. Bu durum, son Cemal Enginyurt olayı ile artık perçinleşti.

Bu arada daha önce siyasal olarak ayrı düşen ve MHP’den ayrılarak yeni bir parti kuran, MHP’li muhaliflerin kurduğu İYİ parti de CHP ile yakınlaştı. Bir ittifak da onlar kurdu. Millet ittifakı.

Başkanlık sisteminde amaçlanan genellikle iki partili sistem olduğundan, sistem gereği partiler işbirliğine gitmek zorunda kaldılar.

Sistemin devam etmesi halinde kamuoyunda ise; MHP nin AKP ile, İYİ partinin de CHP’yle birleşeceği yönünde bir algı oluştu.

Yani 65 yıllık Geçmişi olan Türk milliyetçilerinin siyasal organizasyonu MHP, tek başına iktidar olma hedefinden uzaklaştı.

MHP, bütün milliyetçileri bir çatı altında toplama misyonundan uzaklaşarak, muhafazakâr milliyetçileri, teşkilat yapısını Siyasal İslamcıların oluşturduğu AKP’nin bütün politikalarını tartışmadan destekleyen bir politikanın içinde sürükledi.

Ben, Sayın Bahçeli’nin devletin bekasına olan hassasiyetinde olduğu gibi, siyasal hesaplarında da manevra kabiliyeti olduğuna hala inananlardan biri olarak sabırla bekleyenlerdenim.

Yok, eğer böyle bir hesabı yoksa geçmiş olsun 65 yıllık siyasal birikime…

Benim gördüklerimi diğer Türk Milliyetçileri de görmüyorsa eğer, olacak olan başlıkta söylediğim ve fıkrada anlattığım gibidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir